Erkan

Erkan'ın Günlüğü
616318

Twitter

Netcubix.com - Sen de blogunu aç! Yeni sosyal medya Netcubix'ten geri kalma! Tamamen ücretsiz aynı zamanda sınırsız. Haydi aramıza sen de katıl! (Evet).

Uzun zamandır yazmıyorum, nedir bu sessizlik diyen yok. Malum ödevlerle uğraşıyoruz. Son 3!'e girdik bugün de bir tane devireceğiz nasipse, olmadı en geç yarına çözmem lazım.

Sonra bir hafta bir ödeve ayırmak neymiş göreceğiz.

Peki bundan sonra ne olacak, artık nasipse Antalya'da devam edeceğiz hayata, tabi bu dönem bir de İtalya'ya Erasmus'a gitme durumu var. Bakalım hayırlısı ile inşallah. Bir çıkalım girelim sınavlara halledelim inşallah.

Daha ne diyeyim, Netcubix'in yeni hali daha güzel oldu bence. Ama geliştirmeye bugları elemeye devam etmek lazım. İnşallah:)

Sevgiyle...

Bu elemanlar şarkının hakkını veriyor bence...

Neden diyeceksiniz... Dinlemeye değer...

Aradan çok zaman geçti, efsane filmi unutmadık değil mi? Kuralları, kavgaları, müzikleri...

Hayatımda en zevk aldığım filmlerden birisiydi, dövüş kulübü kendine özgü anlatımı ile, oyunları ile... Edward Norton ve Brad Pitt ile...

Heyecan dolu dakikalardı.

Netcubix


Çok oldu tabi, keşke öyle filmler yine çekilse...

Bu aralar sardım diyebilirim, bugün mesela 3 tane 200+ kelimeden oluşan makale yazdım. 3'de sosyoloji üzerine oldu bunlar satmalık olduğu için yayınlamıyoruz ama başlıklarını verebilirim tabi...

Ataerkil Toplum Yapısı
Modernlik Söylemi
Müslüman Toplumlarda Erkeklik

bakalım bunları 10'a tamamlayıp satışa çıkarmayı düşünüyorum. Bakalım iş yapacak mı?

Yapmazsa satılmazsa da kendimiz yayınlarız bir güzel öyle de olur bence.

Çılgın bir film bence kafamda senaryolardan birine çok uyum sağlayan bir hikaye. IMDB'de zaten çakılması da bu yüzden ben de bir film yapsam o da deli gibi çakılacaktır kesin.

Mevzu şu, Al Paçino'nun ustalık eserlerinden biri olması...

Her şey var filmde, özellikle telefon sesi olayına kapıldım tam çılgın bir seçim.

Netcubix


Spoiler vermek istemiyorum, gidip görmeniz lazım. Sonuna kadar izlemeniz de lazım.

Notum 10 üstünden 10! Gerçekten!

Yeni bir programlama olayı yaptım Netcubix için, biraz makyajladık, font awesome'u daha etkin hale getirdik hatta versiyonu güncelledik. Çeviri de bazı yerleri düzenledik, bilgi notları falan ekledik. Güzel oldu gibime geliyor.

Yakın bir zamanda yine bir çalışma yapacağız netcubix daha etkin kullanılmaya başlayacak nasipse...

Paylaşma olayları olsun vs.

Blogs yazan yerleri düzeltmekte geç kaldığımın farkındayım, ana sayfadaki çok büyük hatayı bunca zaman nasıl görmemişim o da ayrı bir sorun onu da düzelttim.

Dur bakalım hayırlısı daha etkin kullanıma devam ettireceğim inşallah.

Yeni dönemde şöyle de bir yenilik yapasım var, blog takim etme ve anasayfada takip ettiğim blogların yazılarının dönmesi. Bakalım yapabilirsem neden olmasın.

Bekleme de kalın!

Eskiden olsa böyle satırları kaleme almak için gencim derdim. Ama bu işin genci, yaşlısı maalesef yok. Aslında biraz da üzülmemek lazım insanlar doğal yaşam standartları için doğuyor, büyüyor ve vefat ediyor. Yani bir anlamda ölmüyor. Bitmiyor hiç olmuyor sadece bedenle ruh arasındaki bağlantı sekteye uğruyor. Müslüman olan hatta Allah'ın varlığına inanan kimseler Ahiret Gününe inanması hasebiyle tekrar diriliş konusunda mutabık olduğundan ölüm yok yani... Sadece geçici bir süre ölmüş gibi olmak var. Yoksa inançların temelinde ebedi ölüm diye bir şey hiç bir zaman olmadı.

Bunlar işin metafizik boyutları... Gel gelelim işin muhasebesine... Her şirket her firmanın bir kapanış hesabı vardır. Bu dünyada ne yaptım, ne yaptık veya ne yapılmasına destek oldum/olmadım. Bunlar siz gittikten sonra diğerleri tarafından tamamen bilinemeyen hadiseler. Bunu en iyi siz biliyorsunuz. Artıda mıyım? Ekside miyim? Ardımdan rahmet mi okuyorlar, beddua mı? Bunların siz öldükten sonra başkaları için belki de hiçbir anlamı yok. Malumunuz üzerine insanlar güncel olaylar hakkında bir süre konuşur hatta yorumlar yapar... Ama sonra söner gider hepsi. Unutulursunuz, bir bakarsınız 10 yıl olmuş hatta 20 yıl. Ama ya hesaplar... Sizin hesaplarınız...

Ölen insanların ardından sürekli iyi dileklerde bulunulmalı... Zaten adam girmiş hesap eksenine bir de sen vurma yani... Adam girmiş toprak altına... Bir toprak da sen atma...

İşte böyle duygular içinde, ailemden birini uğurluyoruz bugün... Laflar sözler onlar bunlar hep bir yerde kaldı... Artık hesap zamanı geldi. Hepimiz şapkamızı çıkarıp önümüze koyalım. Hesabımız nedir bakalım.

Allah rahmet eylesin demek zor değil. Hem de hiç zor değil.
Allah ardımızdan bizim içinde yazılmasını nasip etsin. Hiç olmazsa birilerinin cidden bizi düşünüyor olduğunu fark ederiz.

inna lillahi ve inna ileyhi raciun!

şanı yüce olan allah'a hamdolsun! biz, o'ndan geldik ve yine o'na döneceğiz (bakara 156)

Yeni bir özelliği ilk burada ortaya çıkarayım diyorum... Evet ses embed özelliği :)

Namuslu filmi ile başlayalım...

Issız bir sokak, uçan yapraklar, kocaman binalar… İçinde kaybolan o… Ara sıra ürküp geriye bakıyor ama nafile, bir şey onu adım adım takip ederken, o bunun ne olduğunu bir türlü anlayamıyor. Yoksa köşeyi döndüğünde bir grup yankesici ile mi karşılaşacak, yoksa sokaklarda yatıp kalkan bir dilenci eskisiyle mi? Karar vermek güç çünkü henüz o köşeye varmış değil. Soruları ertelemek için en güzel zaman belki de! Aslında öyle değil mi? Bazen insan çok düşünmemeli sadece yapmalı, sadece kararsız bir şekilde olayların içine dâhil olmalı. Yoksa öyle değil mi diye kendine bakmak istedi ama ne yazık ki orada ayna yerine kullanabileceği bir şey yok. Arabalara yaklaştı belki birinin camında kendini görebilir, böylelikle yüzüne bakabilir ama… Olmadı arabaların camları hatta parlak tüm yüzeyleri simsiyah bantlarla kapatılmış. Kararını değiştirmekten daha fazla durmaktan korkup hızla uzaklaştı oradan. Hatta köşe başına ne kalmıştı ki? Derken bir ses duydu. Kocaman binaların birinin camında birini gördü. Sonra bir şişe düştü tam önüne… Paramparça olurken birkaç parçası da ayaklarına kadar sürüklendi. Fırladı diyemiyor çünkü şişe daha dolu… Belki de ağırlıktan dolayı ters bir orantı var dağılma ile… Fizikten hiç anlamadığını fark etti. Kafasına düşmedi diye dua etmek yerine gözlerini gökyüzüne dikip neden düşmedi diye bakındı. Oysa o inanıyor muydu bir şeye? Sormadan edemedi iç sesine… İnanıyor muyum ben? Cevapsız bırakmak en güzeli diye düşündü. Çünkü konu tehlikeli çünkü konu ağır aslında… Küçükken bunu hep yapardım diye düşündü, bir vazoyu kırdığında veya büyüklerin yapılmasından hoşlaşmayacağı bir şeyi yaptığında hep başını önüne eğip susmak değil miydi? Çare o değil miydi? Daha fazla yürümek istemediğini fark etti ama baktı köşeye ne kalmıştı ki… Belki o köşeyi dönünce her şey bitmiş olacaktı. Belki onlarca insan onu alkışlarla karşılayacaktı. Köşeyi döner dönmez konfetiler patlayacak. Yarışın birincisi olmuş gibi önündeki kurdeleyi delip geçecekti. Daha fazla gitmek ne zordu? Daha ne kadar gidecekti? Bilemedi belki… Ama şunun farkındaydı, hayatta hiç bir şey ona bu kadar zor gelmiyordu, şu köşeyi dönmekten insanların anladığı neydi? Zengin olmak? Ünlü olmak? Herkes tarafından deliler gibi alkışlanmak mıydı? Bilmiyordu. Daha fazla da zorlamak istemedi, adımları yavaşladı, köşeye az kala bir ışığın altında durdu, elini cebine attı bir sigara aradı ama bula bula ancak yarım dal bir sigara bulabildi. Yarısı içilmiş, hem de başkası tarafından aslında bu kadar iğrenç biri değildi ama bazen insan bu kadar zor durumda kalabiliyordu. Hem ne vardı aynı klozete işemek gibi bir şeydi bu… Ne olurdu yani… Bu sigaranın yarısını içen bir hastalık sahibi değildi ya… Hem olsa bile bu yüzde kaç ihtimaldi? Yani birinin hem hastalıklı olması ve onun sigarasını cebine bırakması… Matematikte de iyi olmadığını fark etti. Neyse dedi, sigarayı yaktı ve dumanını uzaklara üfledi. Köşeye az kaldı dedi içinden… Öyle de devam etti…

Ters Köşe Hikayeleri

Tv8 güzel bir işin ucundan tuttu. 3 Adam vs. derken bu adamlara bir de dizi çekme işine girdi. Maliyetinin çok uçuk olduğunu düşünmüyorum ama sonuçta bu dizi reklamı vs. bunlar maliyeti artırıyordur.

Netcubix


Sonuç olarak dizi güzel gidiyor bazı noktalarda ana senaryodan ayrıldı, zaten yabancısına oranla daha samimi gibi geliyor. Belki de bu isimlerin kamera karşısındaki daha içten durumları ile alakalı olabilir.

İyi gidiyorlar yani ikinci bölüme de güzel diyebilirim.

Keep goin bro!

Daha Fazla...